Kültür
Köy
Aktüel
Kontakt
Counter






Vedat TATAR ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): YÖREMİZİN ANTALYA BULUŞMASI
Pazar, 05 Eylül 2010
Vedat TATAR ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): YÖREMİZİN ANTALYA BULUŞMASI
BÜYÜK BULUŞMA Çorum’a bağlı KUŞSARAY-GÖKÇAM-KÖRÜCEK-MİSLEROVACIĞI, Kayseri- Felahiye ilçesine bağlı ACIRLI köyü, KARAÖZÜ ve ÇEVRESİ Köylerinden göç etmişlerdir.
Son yıllarda göç eden köylerimiz ile KARAÖZÜ,KARPINAR-İĞDELİ-YERLİKUYU-KALEKÖY –KIZILPINAR –KADILI-EBULHAYIR ve BURUNVİRAN‘dan oluşan çevre köylerimizin Ankara’da yaşayanları olarak derneklerin etkinliklerinde buluşulmuş ve tanışılmıştır. Bu toplantılarda tüm hemşehrilerimizin bir dileği vardı; “Yöremizin bugünü ve yarınının her açıdan değerlendirileceği bir toplantı yapılmalı ve kesinlikle sorunları tartışılmalıdır, Siyasi örgütlülük-yerel bazda derneklerin birleştirilmesi, Radyoları-İnternet Siteleri ve süreli yayınlarımızın ( ŞAHRUH ve KUŞSARAY Dergimiz) birleştirilerek tek ses olması gündeme alınmalıydı” diye hep düşünmüşüzdür… Kısır döngü içindeki köy dernekçiliğine -kısır çekişmelere ve de hiç bir alanda sesimizin duyurulmamasına açıkçası üzülüyorum. Yöre insanlarımızın da benim gibi düşündüğünü sanıyorum. Sayıca az olmadığımız gibi başarılı insanlarımızın iyi konumlarda olmalarından dolayı da şanslıyız. Şu anda Türkiye'deki ekonomik olarak güçlü sayılabilecek büyük kuruluşların (Holdingler-Sanayii Kuruluşları) üst düzey yöneticileri başarılı insanlarımızca temsil edilmektedir. Bizlerin bunlardan hiç haberi yokmuş gibi davranmamız yöremize yapılabilecek en büyük kötülüktür. Yöremizde üniversite kazananların yanı sıra, derece yaparak en iyi üniversiteleri bitirenlerle tanışıklığımız hemen hemen yok gibi. Gençlerimiz birbirlerini tanımıyorlar. Üzülerek söylemeliyim ki; Bizlerin de bu konuda onları tanıştırmak-kaynaştırmak gibi bir etkinliğimiz ve çabamız da yok. Yöre insanlarımızın yazarları-çizerleri – uluslararası üne kavuşmuş Şairleri - ve her alanda başarılı beyin gücümüzü tanımak-tanıştırmak ve tespit etmek gerekmektedir. İşadamlarımız, küçümsenmeyecek kadar büyük işlere buluşlara- üretimlere damgasını vurmaktadırlar. Ancak bu üretimin ve kazanımların yöremize hiç katkısı olmamaktadır. Katkı sunmak isteyenleri de yüreklendireceğimize, ötelemeye çalışmaktayız. Bizler, yıllardır siyasette kullanılan oy deposu olduk. Ne acıdır ki biz seçtik ama hiç seçilmeyi beceremedik. Ya da seçilenlerimiz kendi çabaları ile başka yörelerden seçildiler. Bu seçilmiş insanlarımızla da iyi iletişim kuramadık, onların seçilmesinde etkimizde olmadı. Onlardan yararlanamadık. Laik Cumhuriyetten yana olan etkin derneklerde ( ADD- ÇYDD) bireysel olarak kayıtlarımız var. Ancak bu derneklerde hiç güç olamadık, yönetimlerinde bulunamadık. Bazı istisnaları saymazsak, yönetimlerine aday olma cesaretimiz bile olmadı. Ülkemizin her yöresinde bireysel de olsa siyasette varız. Hiçbir belediyemize bir yöre insanı yerleştiremediğimiz gibi, o belediyelerde çalışanlarımızın yükselmesine de katkı koyamadık. Hiçbir insanımız belediyelere ait ne bir dernek yeri alabildi ne de belediyelerin olanaklarından diğer yöreler gibi yararlanabildi. Daha üzücü olanı da; yöremizden kişisel çabaları ile Belediye Meclis Üyesi- İl genel Meclis Üyesi olanlar hariç, örgütlenerek bir insanımızı bu görevlere getirme başarısını da sağlayamadık. Bir şekilde bu görevlere gelenleri de kollamak ve bir kaç kişi daha bu görevlere getirmek ve de desteklemek için güç olamadığımız gibi, engellemeye varacak davranışlarda da bulunduk. Köy Enstitülü öğretmenlerimizin ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşayan atalarımızın mirasını tükettik. Onların yor yoksul hallerindeki başarılarına eşdeğer bir yükselme ve ilerleme gösteremedik. Günümüz Türkiye’sinde eskisi gibi kürem kürem polis-hemşire-öğretmen-trenci olamıyoruz. Bir kaç üniversite bitirmiş gençlerimiz bile iş olanağı bulamıyor. Kısacası siyasi iktidar bizleri yok sayıyor. Tarımımız bitmiş, yörelerimizde meyve-sebzecilik ve hayvancılık sona gelmiştir. Artık dur demenin, bu sorunu birlikte çözmenin zamanı geldi de; geçiyor bile… Bu girdaptan kurtulmanın çözüm yollarını bir an önce bulmalıyız. Federasyonlarımızla-Derneklerimizle, yazılı süreli yayınlarımızla, İnternet âlemindeki sitelerimizle-radyolarımızla, yurtdışında yaşayanlarımızla, Genel Müdürlerimiz-Bürokratlarımız ve Akademisyenlerimizle kısaca toplumumuzda “ben varım” diyebilenlerimizle bir araya gelip tartışmalı-birleşmeli yöre ve sarsılmaya çalışılan Cumhuriyetimiz için doğrularda buluşmalıyız… 25-26 Aralık 2010 tarihinde kültür etkinliklerinin şehri Antalya'da yöremizin tanıtılması gerekir. Neden Antalya? Neden 25-26 Aralık 2010? Antalya Uluslararası Kültür etkinliklerinin yapıldığı bir şehir. Bu nedenledir ki; Yöremizin basında yer alması ve uluslararası bir platformda tartışılır olması önemlidir. Tarihlerine gelince de; Yurtdışındaki temsilcilerimizin bir çoğu bu tarihlerde Antalya’ya gelmektedirler. Yani AB ülkelerinin NOEL tatili olması nedeniyle orada yaşayan eş-dost akrabalarımız izinlidirler. 25-26 Aralık 2010 -Cumartesi ve Pazar günü yurtdışında yaşayan dernek temsilcileri, toplumda tanınan yazar-çizer, sanatçı ,internet sitesi ve radyo temsilcisi ya da gelebilecek tüm insanlarımızı "KARAÖZÜ ve ÇEVRE KÖYLERİ, Yöremizden 240-250 yıl önce ayrılıp ÇORUM'a göç eden KUŞSARAY, GÖKCAM, MİSLEROVACIĞI, KÖRÜCEK ve Kayseri-ACIRLI yerleşkelerinde yaşayan akrabalarımız, Belediye Başkanlarımız- Muhtarlarımız, yerel yöneticilerimiz gelmek isteyen herkesi ANTALYA da bir etkinlikte buluşturmak istencim ve önerimdir. Yöremizin yıllar önce yazılarıyla tanınmasını sağlayan, Antalya da yaşayan Fikret OTYAM ile söyleşi, Gökçam köyümüzden Prof. Dr. Veli SAPAZ hemşehrimizin de katılacağı bir sohbette ,”YÖREMİZİN dünü, bugünü ve yarını, Sivil Toplum Örgütlerimizin durumu” konulu bir panel ayrıca da bir resim-karikatür sergisi düzenlemek de önerimdir. Antalya’da yaşayan tüm köylerimizin insanları ile buluşulmalı-tanışılmalı, türkü tadında bir gece geçirilmeli… Yerel sanatçılarımızdan Kadim Dostu, Sarp ÖZTÜRK'ü ve Hurşit HAS (Kuşsaraylı), Almanya'da Caner BAL'ı – Tanju DUMAN’ve Leman ÖZDEMİR ve grubunu, hatırlayamadığım yöre sanatçılarımız da getirilmeli. Çorum’da Kuşsaray'dan çizerimiz UĞUR PAMUK dostumuzun eserlerini ve ismini hatırlayamadığım( Soyadı, KOLUKISA) bir bayan arkadaşımızın resim sergisini ilgiyle izledik. Bu dostlarımızla birlikte yöremiz insanlarından bu tür yeteneği ve eserleri olan sanatçılarımız da etkinlik için davet edilmeli, bu etkinliğimize renk katmaları sağlanmalıdır. Antalya Abdal Musa dernek başkanı BURCİN kardeşimizin Burunviran köyünden olduğunu duyuyorum, Atatürkçü Düşünce Dernek Yöneticilerini ve de Antalya’daki çağdaş derneklerimizin yöneticilerinin de katılacağı bir etkinlik olabilir mi; Düşüncesi şimdiden bana heyecan veriyor ... Tüm dostlarımızın da bu etkinliğe heyecan katacak önerilerini bekliyorum. Bu etkinliğe maddi katkı sağlayacağına inandığım, isminin burada açıklanmasını istemeyen, yüreği yöresi için çarpan dostlarımızın da olduğunu hatırlatmadan geçemeyeceğim. Belli mi olur! İçimizden Antalya’daki yemekli gecemizin ederini karşılayacak bir ya da birkaç yöre dostu çıkacaktır … Bunca yıl siyasette aktif olan bazı dostlarımız Genel Başkan- Genel Sekreter düzeyinde gecemize katılımlarını sağlayarak basında yeralmamıza katkı sağlayacaktır. Hatta maddi katkı sağlayanları da olacaktır. Antalya’da yaşayan yöre insanlarımızdan birileri çıkacak, organizemize önderlik edecektir. Ev sahipliği görevini üstlenerek orada yaşayan dostlarımıza bu etkinliğimizi duyuracaktır. Yöre İnsanımıza çok güveniyorum. Haydi dersek başaramayacağımız- üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur… Yazarlarımız-Şairlerimiz-Ozanlarımız-Çizerlerimiz. Süreli yayınlarımızın Yayın Kurulu başkan ve Üyeleri. Yerel Yöneticilerimiz olan Belediye Başkanlarımız, Belediye Meclis Üyelerimiz-Muhtarlarımız, Azalarımız. Ankara-Çorum-İstanbul-İzmir-Mersin-Kayseri-Yurtdışındaki tüm yöre adına kurulmuş Federasyonlarımızın ve Derneklerimizin Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz. İnternet Sitelerimiz ve Radyolarımızın kurucuları ve sunucuları. İşadamlarımız. Bürokratlarımız-Akademisyenlerimiz, Genel Müdürlerimiz, Laik Cumhuriyetten ve ATATÜRK çizgisinden ödün vermeyen siyasi Partilerimizin Temsilcileri, Tüm sivil toplum yöneticilerimiz ; “ Yöremizin güzel insanları davetlimizdir”, diyebilmeli… Bu etkinliğe sahip çıkmalı … Bu etkinliğimizin nasıl olacağı konusunda öneri ve katkılarınızın olacağını biliyor ve bekliyorum.
Ve diyorum ki: HAYIR’da HAYIR vardır.
Umarım 12 Eylül’de de HAYIR çıkacaktır.
Yöre insanımız HAYIR’ı sever. Hadi HAYIR’lısı… Saygılarımla… Eğitimci Vedat TATAR İletişim: vtatar@gmail.com, tel: 0533 735 09 00- 0312 420 60 58
"Cuma, 03 Eylül 2010
Attila
Çarşamba, 01 Eylül 2010
Vedat TATAR ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): DUYARSIZLIK
Pazartesi, 30 Ağustos 2010
Süleyman Görgülü
Pazartesi, 23 Ağustos 2010
Süleyman GÖRGÜLÜ ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): Referandum
REFARANDUM‘da EVET OYU ÇIKARSA NE OLUR?
Referandum’da EVET oyu çıkarsa ne olur ? Hiç bir şey olmaz siz merak etmeyin öyle muhaliflerin söyledigi gibi Türkiye’ın sonu gelmez. EVET çıkarsa Referandum‘dan Başbakanımızın ağzı kulaklarına gelir sevinçden, yapdıgı işlerin dogru olduguna inanır. Cumhur Başkanı Gülün Gülleri açar Referandum‘dan EVET oyu çıkarsa. EVET oyu çıkarsa Referandum‘dan Ergenekon davasın’dan102 Kişi için kaldılan tutuklama karar, yeniden gündeme gelir ve tutuklama kararı çıkar. Referandum‘dan EVET oyu çıkarsa, Devlet güvenlik Mahkemelerin’de gizli tanık sayısı artar . EVET oyu çıkarsa Referandum‘dan Islak imzalar hiç kurumumaz. Yürütme Yasanın önüne geçer Referandum‘dan EVET oyu çırarsa. EVET oyu çıkarsa Referandum’dan Cumhurbaşkanı‘nın yapacagı atamaları Başbakan yapar. Melih Gökçe Televizyon Televizyon dolaşır CHP genel başkanı Kemal Kiliçdaroglunu Duelloya davet eder, EVET oyu çıkarsa Refereandum’dan. Melih Gökce Haytının en büyük hatasını yapar, Kemal Kılıçdarogluyla ikinci kez Televizyon porogramında tartışmaya girerse, çünkü Melih Gökce ilk Tv Porogram tartışmasında Kemal Kılıçdaroglu CHP başkanı oldu, ikinci ratışmasın’da ise Kemal Kılıcdaroglu Başbakan olur. Kemal Kılıçdaroglu bir konuşmasında, Melih Gökçe için ben onu adam yerine koymuyorum demişdi ve şimdi o sözünden vazgçer Mekih Gökce’yı adam yerine kor EVET oyu çıkarsa Referandum’dan. EVET oyu çıkarsa Referandum’dan Tunceli‘ye yardım dagıtmaz AKP Hükümeti örnegin Buzdolabı, Çamasır makinesi Üçlü koltuk Vs Gerçi Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Tunceli’ye Dersim diyor ama olsun bu kadar hatayı, daha önceki Başbakanımız’da yapmadımı? Örnegin, Ak Denize Karadeniz ve Kara Denize‘de Akdeniz demiyormuydu Prof. Dr. Tansu Ciller. EVET oyu çıkarsa Referendum‘dan AKP hükümeti Yazın Buzdolabı Kışın Kömür dagıtır, daha önceki yapmış oldugu hatyı yapmaz Kışın Buzdolabı Yazın Kömür dagıtmaz, çünkü önümüzdeki seneye genel Seçim var.
EVET oyu çıkarsa Referandum’dan Başbakanımz her eve Üç çocuk yerine bu seferde Altı çocuk ister bizlerden. Türkiye‘de Nufus patlamsı olur Referandum‘dan EVET oyu çıkarsa, Başbakanımız tekrar meydanlara çıkıp, biz halkdan destek aldık, her ne pahasına olursa olsun KÜRT açılımına sonuna kadar devam diyecek der EVET oyu çıkarsa daha önceden meydanlarda CHP Dersimı Bombaladı sözüne, Dersim İsmet İnönü‘nün emriyle Bombalandı diyecek Başbakanımız.
Referandum‘da EVET oyu çıkarsa, bu yaz sıcagın‘da meydanlarda halkı serinletmek için su sıkan bu AKP Hükümeti, Kışın Biber gazı sıkar. Grev yapan Tekel işcilere yapdıgı gibi. Referandum’da EVET oyu çıkarsa ne olur ? Hiç bir şey olmaz Dünyanın’ın sonu gelmez.
Süleyman GÖRGÜLÜ 23.08 2010 goerguelue@yahoo.de
---------------
Yokardaki yazidan dolayi Sayin Süleyman beye tesekkür ederiz . Websayfamizi ziyaret eden yüzlerece insanlar var, bu konuda Websayfamiz görüslerinize bir platform sunuyor .(Editörler)
Pazartesi, 23 Ağustos 2010
Ali Ergül ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir )
Cumartesi, 21 Ağustos 2010
İSMAİL DOĞAN: YA SAHİP ÇIKACAĞIZ YA KAYBEDECEĞİZ
YA SAHİP ÇIKACAĞIZ YA KAYBEDECEĞİZ
Değerli yurtsever, milliyetçi, laik, demokrat, Atatürkçü ve bağımsız Türkiye sevdalıları; 12 Eylül de referanduma sunulan anayasa değişikliği ülkemizin bağımsızlığı, laiklik, bölünmez bütünlüğü ve yargı bağımsızlığımıza sahip çıkmamız için son fırsattır. Bir tarafta; Laiklik karşıtı örgütlenmeden odağı olmakla suçlu bir parti, bölücü örgütün siyasi temsilcisi olan bir parti, AB, ABD, PKK, ölüleri bile oy kullanmaya çağıran cumhuriyet düşmanları var. Diğer tarafta ise; Laik, demokrat, cumhuriyetçi, milliyetçi be bağımsız Türkiye Sevdalılarılar. Biliyoruz ki biz bölücülerden daha çoğunluktayız fakat sandık da oy sayılacak. 13 eylül sabahı geleceğimizi karartmak istemiyorsak 12 eylülde her türlü fedakarlığı yapıp OYUMUZU ÜLKEMİZİN HAYIR’I İÇİN KULLANALIM. OYUNU NE BAHANE OLURSA OLSUN KULLANMAMAK VATANA İHNETTİR GELECEĞİMİZİ KARARAMAKTIR UNUTMA! Karşındakiler ölüleri bile oy kullanmaya çağırıyor BİR OY BİR OYDUR!
Sevgi ve saygılarımla
İsmail DOĞAN ANKARA
Perşembe, 19 Ağustos 2010
BURUNOREN KÖYÜ.K.S.D.K. D... ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir )
Pazar, 15 Ağustos 2010
Gast: VEFAT Yakup Tunc
Burunören KöyündenYAKUP TUNC hakka yürümüştür. TUNC ailesine başsalıgı dileklerimizi illetiriz.
Karpinar.eu/Editörleri
Cumartesi, 07 Ağustos 2010
Recepkayat ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): öğretmen
köy enüstülerinden ilk mezunlarından karpinarda daha okul binası bile yapilmamiş karaözüde okumuş İbrahim uçar öğretmen tarih sayfalarına girmiş bir isim unutmuşsunuz.
----------------------------------------------------------------
Bizler bu bilgileri verdinizden dolayi tesekkür ederiz/Editörler
Salı, 03 Ağustos 2010
recep kaya ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): taşlik
Taslik köyünün eski sahiplerinin ermeni oldugu idaedilmissede,taşlık köyünün kurucuları rumlardı 2924 de trakyadaki türk nufusla buralardaki rum nufus degiştirilmistir.taşlık köyüne trakyanan yunanistansınırları içinde yasiyan Türkler yerlestirilmistir .
----------------------------------------------
Bu bilgileri bizlere verdinizden dolayi tesekkürler ederiz.Yaziniz son konusuna katiliyoruz. Taslik köyünün ermeni köyü olup olmamasinda elimzde farklig bilgiler var. Bunlardan biri Prof.Dr.Taner Akcam ve karpinar ve Igdeli köyündeki yaslilarimiz (Babadayi- Fatma Özkan-aggelin)söyledikleri. Elinizde bu konuda Tarihi bilimsel bilgileriniz varisa ,haziriz yaziyi degistirmeye / Editörleri
Salı, 03 Ağustos 2010
Atila Ceylan ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): Bassagligi
Çarşamba, 28 Temmuz 2010
Avukat Mahmut ERDEM: VEFAT İhsan Aslan
Yerlikuyudan akrabamiz İhsan Aslanin vefaati cok üzdü bizleri.Başta Kusenlerime Erdal/Aysele ve Nejlaya baş sagligi ve sabirlar diliyoruz.Ihsan abi mekani cennet topragi bol olsun.
Aslan ailesinin başi sagolsun .
ERDEM (karpinar köyünden) ailesi adina
Avukat Mahmut ERDEM
Çarşamba, 28 Temmuz 2010
Ismail Dogan ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): Bassagligi
Cumartesi, 10 Temmuz 2010
Gast ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): Hummet POLAT
sevgili karpinarlilar az kaldi ayin 15 de turkiye yolculugna cikiyorum en kisa zamanda koyumuzede olacagim izin yoluna cikan herkese iyi yolculuklar orda gorusmek uzere
SEVGILERIMLE
Cumartesi, 10 Temmuz 2010
Gast ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): Suzan Yücel
Cumartesi, 10 Temmuz 2010
Doğan Doğan ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir )
Salı, 29 Haziran 2010
Kalender KILIÇ ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): Şiir tadında türkü
Cumartesi, 26 Haziran 2010
zihni sinir ( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ): 21.yy en büyük şairinden "TİYATRAL ŞİİRL...
………………………………………………………………………………………………………………………………………………….. …… şiirleri, akademi çevresinde, elden ele dolaşıyormuş… Şimdiden fanları bile oluşmuş…muş… hadi bunları anladık ta, Dünya Edebiyatçılar Birliği tarafından nasıl olur da uluslar arası “ sir ” ünvanı verirler…İşte bunu anlamak zor… Onlara sormak lazım, acaba şiirleri, böylesi bir uluslar arası ödülü, gerçekten hak ediyor mu… Diğer bir husus, bildiğim kadarıyla bu unvan, İngiltere’de egemenlerle tam bir uyum içinde olanlara verilir… Halk için yazdığını söyleyen biri için bu ödülü almak biraz tuhaf değil mi? Prof. Dr. Sinan Susam ( sokak şairlerini esirgeme derneği as başkanı) ………………………………………………………………………………………………………………………. Pırasa Gazetesi’nin 26.08.2009 tarihli “ Edebiyat Söyleşileri “ adlı yazısınından alınmıştır. Onur Sezgin'den ' Tiyatral Şiirler ' 1.perde 2.kısım “ Gökkuşağı gibiydi ” Birinin bana “ Üstat! ” diye seslendiğini sandım Ve “ Efendim! ” diye yanıtladım onu Neden mi? Sonsuzluğu gördüm dün gece Saf ve tükenmeyen bir kaynaktan, Her türlü rengin bir araya geldiği Büyük bir gökkuşağı gibiydi Parlak olduğu kadar dingin Onur Sezgin 27.08.2009 1. perde 2. kısım “ 11 yaşındaki bir çocuktan - Kumarbaz babaya öfke ” Tanrı seni korusun, Aklı şaşmış ve bunamış babam, Sana böyle eziyet eden kemirgenlerden! Nedir bu halin? Lazım olur diye Sakladığım oyuncak tabancamla Vurdum işte bütün kumarbazları! Onur Sezgin 27.7.1977 1. Perde 2. kısım “ Küskünüm benim! ” Küskünüm benim! Ben ona böyle derdim çünkü Kabul ediyorum biraz hassas ve kırılgandı Küstürmüşüm onu… Ve bir gün… Kopardılar onu benden Makasın bileşen uçları, Kesip ayırdı kutsal saçı bedenimden Sonsuza kadar… Ve o zaman, onun (Seval’imin) Gözbebeklerinden şimşekler çaktı Ve karanlık gökyüzünden yağmurlar boşaldı Hiç bitmeyen… Varsın bu hava, bu su, Bu yeryüzü kargaşalığa düşsün İnsanlar, hayvanlar, kurtlar, kuşlar mahvolsun! Sonsuza değin lanetli olsun, Bu nefret edilesi gün En güzel, en çok sevdiğim varlığı Kapıp gittiği için Onur Sezgin 30.11.2008 2.perde 2.kısım ” Tam o anın koordinatları ” Işıksız bir yerde, Dört yanımda tehlike Labirentin tam ortasındayım Üstümde de garip bir ağırlık Bir ad veremiyorum buna Eğer çaresizlik demezsem, Ne diyebilirim bu duyguya Onur Sezgin 04.09.2009 1.perde 2.kısım “Anılar “ Nöbet tutma sırası, bana geldiğinde; Kaskatı buzlar, zincirleriyle Sımsıkı bağladılar ayaklarımı Hiç bir şey duymuyordum orada Durmadan esen poyrazın ulumasından başka Kızıl renkli sonbahar ağaçlarına bakıyordum Ölümden hiç korkmuyorlardı Tek Tanrılı dinlerin; Belli ki, onlara kazandırdıkları Ruhun ölümsüzlüğü umuduyla avunuyorlardı Onur Sezgin 09.08.2009 Aşk bitti Heyecan da öyle Evlilik bir ölümdür artık bu şekilde Oysa “ Heyecandı “ çok önceden Bize bu nikâh yeminini ettiren Bitti, hepsi bitti Onur Sezgin 3.08.2008 1.perde 2.kısım “2008 Türkiye'si” Üstü örtülü gerçekler, Bir bir açığa çıkıyor şimdi Doğanın yasaları, Gecenin karanlığına gizlenmişti ya, Tanrı “Edison doğsun” dedi Ve ışığa boğuldu her şey Onur Sezgin 23.11.2008 2.perde 2.kısım “ Yaş 45 “ Ayak tabanlarında oluşan her nasır; Bir acı verir insana Tüketilemeyen bazı arzulardan mı? Yoksa boşa çıkan umutlardan mı? Bilinmez ya, Ak düşmüş her saç telinin ardında Bir gözyaşı saklıdır Çıkmakla işlediği suça üzülüp ağlarcasına Onur Sezgin 21.07.2008 2. perde 1. kısım “ Metafizik Usulü Ayrılığın Koordinatları “ İkimiz de tek başına kaldık şimdi Ama ben, Daha büyük bir şehirde, Daha kalabalık bir caddede kayboldum Çevremi saran bu uğultu, Beni hiç bilmediğim bir yöne sürüklüyor Başımda hafif bir ağrı, Ayaklarım yorgun Pusulam kayıp! Onur Sezgin 8.12.2008 1. perde 2. kısım “ Bir Mutluluk Şarkısı “ Dünyayı bir su damlasının içinde görmek − Ne güzel! Ve bir kır çiçeğinde cenneti Zamanı kum saatinin içinde sıkıca tut! Bak, sonsuzluk ellerinde işte! Yaşlılık korkutmasın artık seni Açlık ve ölüm de İstersen güneşi verebilirim sana Eskiden bahçede oynadığım yerde Ama bana inanmadığını söyleme Ben bir mutluluk şarkısı yazdım Her çocuk dinleyip sevinsin diye Onur Sezgin 12.10.2008 1.perde 3.kısım “ Tragedya usulü sitem etmenin koordinatları ” Öfke ve hüzün, İçime işliyor Bir virüsün bedeni istila etmesi gibi Kader Tanrıçaları, beni işe yaramaz sandılar Böylece yanılarak hepsi Alın yazıma razı oldular Öyleyse gökyüzüne doğru çekmesinler ruhumu Sürünerek gitmeliyim ateşe Kısa bir yolculuk olmayacak zaten bu Yanarken alevler içinde, Bir tek aşağılık gözyaşı dökmeyeceğim Korkudan değil, acıdan kızaracak yüzüm, eğer kızarırsa Ey ruh, kül tanelerine dön; Akan bir derenin, bulanık sularına karış ki, Seni bir daha bulamasınlar Ve bu şekilde dağılsın Evrenin insafına kalmış o küçük parçacıklar. Onur Sezgin 02.09.2009 1.perde 2. kısım “ Soylu geçinenlerle alay etmenin koordinatları ” Benim oldukça eski ama soylu Ya da soysuz kanım, Nebula denen gaz kütlesinden beri Kurt ve kuşun kanatlarında mı? Uçup gitti yani? Buna şaşmamalıyız Namuslu doğa bizi aptal yarattıysa Daha çok destan yazar tarih kitaplarımız Onur Sezgin 11.12.2008 2.perde 1.kısım ” İltifat etmenin entelektüel koordinatları ” İnan ki, çok merak ediyorum, Senle ben ne yapardık Birlikte yaşamadan önce? Öyle denk gelmişiz ki… Bir pergelin iki ayağı gibi Bunu anlatabilmek için, Henüz cilalanmamış, pürüzlü dizeleri seçtim Konuşmaya en uygun, Düz yazıya en yakın olduğu için Onur Sezgin 26.08.2009 1.perde 2.kısım ”Arabesk bir aşk filminin koordinatları” Seni ateşe atsalar, ben yanmaz mıyım; Senin kalbin kırılsa, ben inim inim inlemez miyim? Sen sitem etsen, neşeden eser mi kalır bende? Biz bir bütünüz Zorluklar bizi ikiye böldüğü halde Onur Sezgin 29.08.2009 1. perde 2. kısım “ Bırakıp gitti işte beni ” Olympos dağının eteklerinde, Merdiven yıkardı harçlığı çıksın diye İşte ben böyle bir kızı sevdim Meğer Venüs bile kıskanırmış onu Geç uyandım Ve o gün Uçan bir kuşun kanatlarından nem kapmış Ya da sarhoş bir bulutun rüzgârına çarpmış Ne fark eder ki? Bırakıp gitti işte beni Yavaş yavaş gözlerini yumarak Bir daha açmamacasına hem de Şimdi yalnızca Rüyalarımda yeşeren o fidanın Küçücük yeşilini yağma eden kutsal keçiler, Duyun sesimi! Ey Olympos dağında yaşayan Tanrılar! Ya, hepten yok edin evreni Ya da bırakın sonsuza dek yaşasın âşıklar! Ve sen ay dede, karanlık gecelerime ışık tutan Silinip gitme unutuluşa Boşuna değil her gece yeniden uyanışın Onur Sezgin 21.02.2010 2.perde 2. kısım “ Ayrılış “ Otobüs durağında ağlıyor genç bir kadın Boyun atkısına gizlemiş Gözyaşının göz farına karıştığı yüzünü Üşümüş parmaklarını hohluyor Tek başına dönecek evine belki de Karanlık sokaklarda adım adım yürüyerek İlk adım ilk ayrılıştır Telefondaki o ayrılış Ilık akan bir gözyaşı Hayal kırıklığının ilk gözyaşlarıdır. Onur Sezgin 17.02.2010 1. perde 2. kısım “Okul Yılları” Bir sigara paketinin içine Şiir yazarken yakalandım Aldığım cezaya mı? Yoksa yazdıklarımın Fark edilmediklerine mi yanayım? “ Sigara sağlığa zararlıymış “ Öğrenmiş oldum Şimdiyse Yüksekten uçan Alçak gönüllü bir kartalın Beyaz kanatlarına yazdım Üstelik sesli harflerle Körler de bir parça okuyabilsin diye
Onur Sezgin 25.02.2010
Pazartesi, 14 Haziran 2010


