Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugünkü AKP Grup toplantısında aynı Suriye şarkısını söylemeye devam etti. Hedefine Esad, Rusya ve Çin'i koyan Erdoğan yine dış müdahaleyi savundu.
Erdoğan, Suriye lideriyle eski dostluğunu çoktan unutmuş bir şekilde Esad’a yüklendi. Esad’ın “babasının, firavunların izinden” gittiğini söyledi. Erdoğan, “Hama’nın hesabı sorulmadı ama emin olunuz ki er ya da geç Humus’un hesabı sorulacaktır” dedi. Esad’a daha önce de kullandığı bir deyimle seslenen Erdoğan, “Ya Beşar. Men Dakka Dukka. Ey Beşar eden bulur” dedi.
RUSYA VE ÇİN’E YÜKLENDİ
BMGK’yi, kabul edilmeyen tasarıyla ilgili eleştiren Erdoğan kararın “fiyasko” olduğunu savundu. Başbakan, BMGK’nin, Suriye’yle ilgili daha sert önlemler almamakla “Uluslararası toplumun vicdanını tutsak” aldığını savundu. Erdoğan, kararı veto eden Çin ve Rusya’yı da eleştirdi.
Başbakan Erdoğan, Suriye halkının yanında olduklarını savunurken, CHP’yi sert dille eleştirdi. CHP’ye “CHP gitsin aynı zihniyeti taşıdığı Baas Partisine destek versin” diye çağrı yapan Erdoğan, kendilerinin “Mazlum Suriye halkıyla dayanışma içinde” olacaklarını iddia etti.
Suriye’ye son 9 yıldır “Samimi bir şekilde” uyarılarda bulunduklarını ve reform yapmasını beklediklerini belirten Erdoğan, beklentilerinin karşılanmadığını söyledi.
Erdoğan Esad’a “Gittiğin yol, yol değildir. Bu yol çıkmaz sokaktır. Daha fazla kan akıtmadan, daha fazla masum sivilin canını almadan, bu yanlış yoldan dönmesini kendisine bir kez daha tavsiye ediyorum” dedi.
BM’YE SURİYE TEPKİSİ
“Suriye aslında dünyada herkes için bir samimiyet testidir” diyen Erdoğan, “Birleşmiş Milletlerde yaşanan süreç, medeni dünya açısından bir fiyaskodur, acziyetin ötesinde sorgulanması gereken bir ibret vakasıdır” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, BM’nin “Uluslararası barışı ve güvenliği koruma sorumluluğunu yerine getiremediğin” savundu. Rusya’nın veto oyu kullanmasından rahatsızlığı belli olan Erdoğan, Suriye’nin bir ABD-Rusya çekişmesine “kurban edilmemesini” ve bir an önce Suriye’de yaşananlara “dur denilmesini” istedi. Erdoğan, “Şu hususu da açık yüreklilikle vurgulamak durumundayım: Suriye meselesi kutuplar arası çekişmelere kurban edilemez. Suriye meselesi güç dengelerine, soğuk savaş misali kutup mücadelelerine feda edilemez” dedi.
Erdoğan, Suriye’yle ilgili “Arap Liginin girişimlerini desteklemeye devam edeceklerini” söyledi. (ANKARA)
DAHA ÖNCE DE BU SÖZLERİ KULLANDI
Bu Farsça deyime yabancı olmayan Başbakan Erdoğan, iç ve dış siyasette daha önce de “Men dakka dukka” deyimini kullandı.
Erdoğan’ın ilk hedefi Aralık 2010’da, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde AKP İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu’yu yumurta atarak protesto eden öğrenciler ve muhalefet partileri oldu.
Öğrencilerin “kışkırtıldığını” iddia eden Erdoğan, öğrencilere ve muhalefete “Men Dakka dukka. Kim vurursa veya dak ederse ona da vururlar dak ederler” dedi.
Bu deyimi kullanarak ‘uyardığı’ ikinci konuşması ise dün olduğu gibi yine Esad’la ilgiliydi.
Ağustos 2011’de katıldığı bir iftar yemeğinde konuşan Erdoğan, “Arapların bir sözü var: Men dakka dukka. İşte dünya böyle bir süreci yaşıyor” dedi. Esad’a, devrilen Mısır Eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i örnek göstererek, örnek almasını ve gitmesini isteyen Erdoğan, “sabrımız tükendi” mesajını verdi.
Suriye’nin iç işlerine karışmakta bir çekince görmeyen Erdoğan, Suriye’nin bir “dış mesele olmadığını”, “seyirci kalamayacaklarını” o konuşmasında da savundu.
TÜRKİYE’SİZ ‘SURİYE PLANI’ YAPILMIYOR
Başbakan Erdoğan’ın bugünkü grup toplantısında yaptığı konuşma ile batı basınında çıkan haberlerin aynı doğrultuda olması ise dikkat çeken başka bir ayrıntı.
AKP Hükümetinin Suriye konusundaki tutumunu adeta ayakta alkışlayan dış basın, Türkiye’yi de hesaba kattıkları Suriye’ye müdahale planlarını analiz ve makalelerinde paylaştı. Türkiye’nin komşu ülke Suriye’de bu türden olası operasyonlara teşvik edildiği, Türkiye’nin müdahale planlarında ‘önemli roller üstlenmesi’ için önerildiği son örnekler Financial Times ve The Guardian’da yer aldı.
TAMPON BÖLGE ÖNERİSİ
Financial Times tarafından dün yayımlanan bir makalede, Suriye için Türkiye’nin ön planda olduğu iki ayrı senaryo üzerinde duruldu. Türkiye ve NATO ülkelerinin, Özgür Suriye Ordusunu silahlandırmasının istendiği belirtilirken, diğer bir seçenek olarak da Arap Birliği ülkeleri ve Türkiye’nin askeri müdahale yoluyla Suriye’de siviller için güvenli bölgeler oluşturması gösterildi. Makalenin başlığı ise ilginç: “Suriye Barış Planı Nasıl Kurtarılır”.
Makalenin sahibi ise ABD Dışişleri Bakanlığı Planlama Dairesi Eski Direktörü ve halen Princeton Üniversitesi Prof. Anne-Marie Slaughter.
EN ÖNEMLİ DIŞ OYUNCU TÜRKİYE
The Guardian gazetesince yayımlanan “Suriye için strateji arayışı, parçalanmış muhalefeti güçlendirmeye odaklanıyor” başlıklı analizde Suriye’ye ilişkin Türkiye’nin rolü tartışıldı. Gazetenin Ortadoğu Editörü İan Black ve Diplomasi Editörü Julian Borger imzalarını taşıyan analizde Suriye’ye ilişkin, “En önemli dış oyuncu muhtemelen, zaten muhalif Suriye Ulusal Konseyini barındıran ve Özgür Suriye Ordusuna bir güvenli bölge sağlayan komşu, Türkiye olur” ifadeleri yer aldı.
Analizde, “Washington’da Ulusal Güvenlik Konseyinin örtülü eylemlere izin veren bir başkanlık talimatını hazırlamakta olduğu” ancak Obama’nın henüz bir karara varmadığı iddiaları da yer alıyor.
Gazete, eski Türk diplomatı ve halen Carnegie Endowment for International Peace’de görevli Sinan Ülgen’in Ankara’nın tercih ettiği seçeneğin “Uçuşa yasak bölge ve insani bir koridoru içeren, sınırlı NATO operasyonları için bölgesel destek olduğu” sözlerini de analizinde yansıttı. “Türkiye, dönüş olmayan noktanın dönüş ötesinde. Köprüleri attı” diyen Ülgen, Türkiye’nin Suriye’deki bir rejim değişikliğine yüksek bahislerde bulunduğu yorumunda bulundu. (HABER MERKEZİ)